|
GÖZ
KIRPMAK
(Gökhan
ÖZCAN,1997)
Sarsıcı bir
hayat hikayesi okudum.45 yıl süren bu hikayenin müthiş finalinden etkilenmemek
ve yaşadığımız hayatlar adına bir parça karamsarlığa kapılmamak mümkün değildi.
Sizlerin de
hayatınız ve hayatınız adına bu hikayeden alacağınız bir çok ders olduğunu
düşünüyorum.
Jean
Dominique Bauby,Fransanın ünlü gazetecilerinden biriydi.
Gazeteciliğe
Combat gazetesinde başlamış,ardından Paris Günlüğüne geçmişti.Metinde redaktör
olduğunda 28 yaşındaydı.Paris Matche çeşitli katkılarda bulunmuştu.
Bir damar
hastalığından komaya girdiğinde Elle dergisinin redaktörlüğünü yapıyordu.
Üç hafta
sonra komadan çıkmayı başardı,ama artık felçliydi.
Tıpta onun
durumuna “Kilitlenme Sendromu”
deniyordu;bilinç,sindirim sistemi ve kalp çalışıyor,ancak beyin vücudun hiçbir
bölgesine hareket emrini vermiyordu.
Doktorlar
Bauby için bunun bir istisnası olduğunu keşfettiler;sol gözkapağını hareket
ettirebiliyordu.
Sol gözkapağı
Bauby için dünyayla iletişim kurabileceği son pencereydi.
Bir ortofoni
(doğru heceleme) uzmanı hemen duruma özel bir alfabe hazırladı.
Bauby bu
alfabe sayesinde göz kırpışlarıyla harfleri seçiyor,cümleler kurabiliyordu.
“Ağzımda
iri kestaneler var” demişti mesela
gözkapaklarıyla,felcin engellemediği acılarını anlatmak için.
Cümlelerinden
yazıya duyduğu özlem sızmaya başladı kısa zamanda.
Hemen bir
bayan yardımcı bulundu kendisine.
Bauby sabahın
dördünde uyanıyor,yazdıracaklarını kafasında sıraya sokuyor ve yardımcısı
geldikten sonra da dikte ettirmeye başlıyordu.
Bu hummalı ve
meşakkatli (mide sondasıyla besleniyordu ve soluk borusuna nefes alabilmesi
için şırınga takılmıştı) çalışmanın sonucunda 150 sayfalık bir kitap ortaya
çıktı.
Tam 200.000
defa kırpmıştı gözkapağını Bauby.
Kitabın adı
her şeyi özetliyordu bir bakıma:”Dalgıç Elbisesi ve
Kelebek”
“Bir
kelebek gibi,kozasından sarılarak bugünün ve geçmişin mukayesesini yapıyordu” Bauby,”kıpırtısız ama şuurlu” haliyle
yazdığı otobiyografisinde.
“Yazdıkları,iyi
giden,sonra kötüleşen ve çığırından çıkan bir hayat üzerine düşüncelerdi.Dalgıç
elbisesi izole olma halini,dipsiz bir girdapta kaybolma korkusunu,canlı ya da
ölü bütün vücuda solmadan uhrevi hayatı yakalayamama endişesini anlatıyordu.Ya
kelebek?Bu,günışığına yükselmesi için dalgıca yardım eden kanatlarda;kitabı
yaratan,zamanı bozan,özlem,heyecan ve umuda biçim verecek kutsal kelimelerdi…”
Kitabın
yayınlanmasından dört gün sonra,ikinci projesi ”Monte
Kristo Kontesi”ni yazamadan
öldü Bauby.
Basına
hastalanmadan önce çekilmiş bir fotoğrafından başka hiçbir sırrını vermedi dostları.
Belki
de 150 sayfa boyunca kırpılan bir gözkapağından ibaret kalmasını istediler.
Jean
Dominique Baubynin 45 yıl süren ve 200.000 kez göz kırparak ifadelendirdiği
çarpıcı hayat böyle bir finalle sonuçlandı.
Hayatı
yaşamak ve yaşayamamak arasında şekillenen böyle bir anlamlandırma çabasına
saygı duymak gerek.
Jean
Dominique Bauby inanılmaz çabasıyla bunu hak ediyor.
Bize
gelince;vücudunun her zerresi tıkır tıkır çalışan insanlar olarak,hayatımızı ve
dünyayı anlamlandırmak konusunda içine düştüğümüz gevşeklik kuyusuna mazeretler
aramak yarışındayız sadece.
Tıpta
bizim yaşadığımız felce ne ad veriliyor bilmiyorum;ama bildiğim,Baubynin sadece
sol gözkapağı ile yaşamanın hakkını bizden fazla verebildiğidir.
|